İş fikri ikinci el giyim dükkanı açmak

ikinci el giyim dükkanı açmak değişik bir iş fikri olabilir.İkinci el giyim mağazası açarken dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda sıralanmıştır.



Bir ikinci el giyim mağazası, düşük fiyatlı mağazalardaki özgün ve olağandışı kıyafetleri araştırmaktan keyif alan kimseler için iyi bir iş fikri olabilir. Böyle bir mağaza işletmek, özellikle dolaplar dolusu elbisesi bulunan bir kadın arkadaş grubu için oldukça cazip olabilir.

Bir ikinci el mağazası açmadan önce birkaç önemli şeyi hatırlamakta yarar var. Her şeyden önce, geniş bir sınıflandırma çeşitliliğine özen göstermeliyiz. Başarılı bir ikinci el mağazası, farklı hedef gruplarının dikkatini çekmelidir. Diğer bir ifadeyle genç, orta yaşlı ve daha yaşlı insanlar için cazip alışveriş seçenekleri sunmalıdır.

Bir ikinci el mağazası açmadan önce hesaba katılması gereken başka bir hayatî mesele ise onun mevkîsidir. Mağazamızın finansal başarısına direkt etkisi olabileceğinden, seçilen bir yerin ayrıntısı göz ardı edilmemelidir.

Mağazamızın insanlar arasında popüler olmasını sağlamak için, her cebe uygun fiyatlarla olduğu kadar yüksek kaliteli mallar ile de onları cezbetmek zorundayız. Ayrıca potansiyel her müşteriye karşı takınılan cana yakın ve neşeli tavır da çok önemlidir.

Bu noktada not edilmesi gerekir ki; bir ikinci el mağaza işletmesi, zamanımızı yönetme kabiliyetimizi geliştirdiği gibi profesyonel müşteri hizmetinin prensiplerini de öğrenmemiz için mükemmel bir fırsattır.

Bu makalede tarif edilen iş sahasına girme konusunda ciddî düşünürseniz, hayret verici bir başarıya ulaşmada size yardımı dokunabilecek şu faktörleri de dikkate almanızı öneririz:

Birincisi, elverişli ulaşım bağlantıları ile birlikte çok pahalı olmayan, küçük iş yerlerini tercih edin. İkincisi, eğer mümkünse, tanıtım broşürleri ya da basın reklamları gibi uygun bir pazarlama kampanyasına biraz para yatırın. Üçüncüsü, iyi kalitede (örneğin markalı) kıyafet sağlayan sürekli bir mal tedarikçisi bulun. Son olarak, rekabetli fiyatları ve neşeli bir tavrı unutmayın. Bu birkaç temel gerekliliği yerine getirirseniz, emeğinizin karşılığını kısa zamanda alırsınız!

Hayvancılık yapmak isteyen devlet desteği

ORGANİK tarım Türkiye’nin en dinamik sektörlerinden biri. Organik üretim alanları, organik ürünler ve bu alanda üretim yapan çiftçi sayımız sürekli artıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 42 bin 460 çiftçi organik tarım yapıyor. Bunların tamamına yakını meyve ya da sebze yetiştiriyor. Aralarında organik hayvancılık yapanların sayısı son derece sınırlı. Ancak önümüzdeki dönemde bu alanda muazzam bir büyüme bekleniyor. Zira devlet ilk kez organik hayvancılık için kesenin ağzını açtı. Artık organik hayvancılık yapanlar da devletin tarım sektörüne yönelik hibe desteklerinden yararlanabilecek.



DOĞUDA FIRSAT VAR

Uzmanlara göre özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’ndeki mera ve yaylalarda yeniden hayvancılığın yapılabilecek olması, bu alandaki iş potansiyelini daha da artıracak. Sektör temsilcileri de bu konuda hemfikirler. Uzmanlar organik hayvancılık ve organik gıda üretiminin geleceğinin çok parlak olacağını söylüyorlar. Evet, önümüzdeki dönemde büyük kentlerimizde organik et ve hayvansal gıda ürünleri popüler olacak. Bu alanda sayıları az da olsa faaliyet gösteren küçük ölçekli firmalar arasında yaşanan rekabet bunun ilk işaretleri.

Girişim uzmanı Nur Demirok, “Eğer bir keçi çiftliğini organik sertifikası desteğiyle kurarsanız, gelecekteki işiniz hazır. Birbirini destekleyen tüm projeler ‘organik keçi eti satan kasaplar’a kadar gidebilir. Hatta büyük marketlerde tüm etlerden daha pahalıya satılan organik keçi eti çeşitlerinin görülmesi hiç de uzak olmayan bir ihtimal” diyor. Yetiştiricilikten et ya da süt işleme tesislerine kadar hemen her şey yapmanız mümkün” diyor. Organik hayvancılık tabii ki keçi üretimiyle sınırlı değil. Organik çipura, levrek çiftliği ya da alabalık çiftliği kurabilirsiniz. Bunların yanı sıra arıcılık yapabilir, besi çiftlikleri kurabilirsiniz. İşte bu ve benzeri alanlarda yatırım planlarınız varsa, devlet desteklerinden yararlanmayı ihmal etmeyin. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Organik Tarım Destekleme Programı” kapsamında verilen hibelerden yararlanabilirsiniz…

BAŞVURULAR İL TARIMA

Organik Tarım Destekleme Programı kapsamında organik hayvancılık destekleniyor. Programdan yararlanmak isteyenlerin ilçe ya da il tarım müdürlüklerine başvurması gerekiyor. Söz konusu programla insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyecek şekilde tarımsal üretim yapan, doğal kaynakları koruyan, sürdürülebilir, izlenebilir ve gıda güvenliği sağlamaya yönelik organik tarım yapan çiftçiler desteklenecek.

Başvuruda bulunan çiftçilerin, kimlik, arazi ve ürün bilgileriyle, tarımsal desteklemelere ilişkin bilgilerin de kayıt altına alındığı bir veritabanı olan “Çiftçi Kayıt Sistemi”ne üye olması şart. Ayrıca “Organik Tarım Bilgi Sistemi”ne (OT-BİS) de üye olmaları gerekiyor.

Organik üretim yapacak çiftçinin öncelikle üretimi yapacağı arazisini geleneksel üretim yapılan bölgelerden, işlek anayollardan, ağır sanayi tesislerinden, maden işletmelerinden, kentsel atıkların toplu olarak bırakıldığı alanlardan, kirletici atıklar içeren akarsu ve yeraltı sularından etkilenmeyecek bir mesafede konumlandırması gerekiyor.

Ardından kontrol ve sertifikasyon kuruluşuna başvurması lazım. Ardından organik tarım üretiminin her aşaması kontrol ve sertifikasyon kuruluşları tarafından kontrol ediliyor.

ÇEVRE DOSTU PROJELER

Organik hayvancılık desteklerinden; doğal kaynakları koruyan, hayvan refahını gözeten, gıda güvenliği sağlayan yetiştiriciler yararlanabiliyor. Bu bölümde hayvan hastalıklarıyla mücadele, anaç sığır, anaç manda, anaç koyun, keçi, tiftik ipekböceği, arılı kovan, polinasyon amaçlı bombus arısı, buzağı, çiğ süt ve besilik erkek sığır için destekler veriliyor. Yetiştiriciler yılda bir kez olmak üzere hayvan başına desteklemeden yararlanabiliyor.

Örneğin, anaç koyun ve keçi başına 10 TL, manda başına 150 TL hibe veriliyor. Anaç koyun ve keçilerin aynı ırktan olma şartı yok. Göçer yetiştiriciler de söz konusu desteklerden yararlanma imkanına sahip. Bunun için bulundukları il ya da ilçe müdürlüklerinden alacakları veteriner sağlık raporuyla müracaat edebilirler.

Tiftik keçisi yetiştiriciliğinin ve tiftik üretiminin geliştirilmesi için destekleme primi ödeniyor. Çiğ süt üretimi de destek kapsamında. Arılı kovan desteklerinden yararlanacak üreticilerin en az 30, en fazla bin adet arılı kovana sahip olması gerekiyor. Seralarda polinasyon amaçlı bombus arısı kullanan üreticilere, bombus arısı üretim izni verilmiş işletmelerden satın alacakları koloni başına destekleme ödemesi yapılıyor, tpekbö-ceği yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi ve üretiminin artırılması için yaş ipekböceği kozası ücretsiz olarak temin ediliyor.

SU ÜRÜNLERİ DESTEKLERİ

Organik tarım desteklerinden yararlanmak isteyen su ürünleri yetiştiricilerinin de su ürünleri yetiştiricilik belgesine sahip olması gerekiyor. Destekleme kapsamında alabalık, çipura ve levrek türleri bulunuyor. Bu türleri yetiştirenlerin balık yemi ve yavru balık satın alma masrafları devlet tarafından karşılanıyor. Yavru balıkların bakanlıktan izinli kuluçkahanelerden, su ürünleri yetiştiricilik belgesinde yavru üretim izni olan işletmelerden, üniversite veya araştırma enstitülerine ait kuluçkahanelerden temin edilmesi şart. Doğadan toplanan veya ithal edilen yavrular ile ithal yumurtadan elde edilen yavrular destekleme kapsamı dışında tutuluyor.

Bir işletmenin ürün desteğinden yararlanabileceği miktar şöyle hesaplanıyor: Öncelikle yıllık üretimi en fazla 500 tondan fazla olan işletmeler destek kapsamı dışında. İşletmenin 250 tona kadar-lık kısmı için belirtilen birim fiyatının tamamı ödeniyor. 250-500 ton arasındaki kısım içinse belirtilen birim fiyatının yarısı karşılanıyor. Türkiye’de organik su ürünleri üreten üç işletme var. Alabalık üreten bu üç işletme Rize’de bulunuyor. Söz konusu üreticiler 2011’de 61 ton organik alabalık üreterek bunların önemli bir kısmını ihraç etmişler. Ancak bu işletmeler ekolojik yem tedariki konusunda sıkıntı yaşadıkları için tesislerini kapatmak zorunda kaldılar.

Yıllık ticaret hacmi 100 milyar dolar

Organik tarım, sektör içinde en hızlı büyüyen segment haline geldi. Organik tarım, AB ülkeleri ve ABD’de her yıl ortalama yüzde 30 büyüyor. Ekolojik ürünlerin ticaret hacminin yakın bir gelecekte küresel ölçekte 100 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Dünyada ekolojik tarımda bitkisel üretimin yanı sıra hayvansal üretim de artıyor. Ekolojik olarak üretilen süt ve süt ürünleri, et, yumurta ve bal gibi ürünlerin üretim ve tüketimi büyük bir hızla yayılıyor.

Yalçın RÜZGAR / Ayvacık Organik Kırmızı Et Üretim Birliği Başkanı
“40 ton karkas et sattık”

Birlik olarak 2009′dan bu yana organik hayvan yetiştiriciliği yapıyoruz. 52 üye çiftçimize ait 2 bin büyükbaş hayvanımız var. Kesimler buradaki mezbahada yapılıyor. Paketleme tesisinde ambalajlandıktan sonra pazarlama şirketi tarafında marketlerde satışa sunuluyor. Bu yıl 50 ton civarında karkas et satışı bekliyoruz. Organik hayvancılıkla ilgili yeni yatırımlar yapmak istiyoruz. Ancak devletin bu alana verdiği desteklerden şimdiye kadar yararlanamadık. Başvuru koşulları arasında bulunan bazı maddelerin yeniden gözden geçirilmesi şart.

Prof. Dr. İbrahim AK / Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü
“Devlet desteği olmadan pazar gelişmez”

Yoğun (konvansiyonel) yetiştiricilik hayvan sağlığını tehdit ediyor. Yeterli hareket alanının olmaması, ağır metal artıklarının ve tarımsal ilaç kalıntılarının bulunduğu yerlerde tutulan hayvanlarda bağışıklık sistemi zayıflıyor. Bu nedenle hayvanlarda daha fazla sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Bu tarz yetiştirilen hayvanlarda ayak hastalıkları, asidosis, mastitis, ketosis, abomasum deplasmanı ve bronşit gibi hastalıklar çok yoğun bir şekilde görülüyor.

işte bu gerçeklerden yola çıkan gelişmiş ülkeler hayvan, çevre ve insan sağlığı açısından önem taşıyan ekolojik hayvancılığa giderek daha fazla önem veriyor. Ülkemizde ise henüz yolun başındayız. İç pazarda tüketici bilinci ve alım gücü yetersiz. Talep yetersizliği nedeniyle bal dışındaki ekolojik hayvansal ürünlerin üretimi ve tüketimi çok düşük düzeyde. Bu nedenle ülkemizde ekolojik hayvancılığın gelişebilmesi için mutlaka desteklenmesi gerekiyor.

Türkiye yolun başında

Ülkemizdeki bazı hayvan hastalıkları nedeniyle hayvan ve hayvansal ürünlerin ihracatında sorun yaşanıyor. Uzmanlara göre organik hayvancılıkla bu tür sorunları aşılabilir. Organik hayvancılığın iyi değerlendirilmesi halinde hayvansal üretimdeki dezavantajımız avantaja dönüşebilir.

Ersan Çıplak / Para

Emekli olupta çalışmak isteyenlere iş fikri

Yıllarca beklediğiniz emeklilik günleri sonunda geldi. Ne yapacaksınız? Torun sevmek, çiçek sulamak size yetecek mi? Yetmez diyorsanız, işte size emeklilik günlerinize renk katacak, ek gelir yaratacak bir dizi iş önerisi…
BAŞLIKTAKİ ifade bizim geleneksel inançlarımıza biraz ters düşüyor. Kültürümüzde emeklilik bir köşede oturup, evde torunlarla ilgilenmek, bir şeylerle oyalanıp vakit geçirmek demektir. Arada bir boya ya da tamirat gibi el oyalayıcı işler yapmak, varsa çiçekleri sulamak ya da bir kahve köşesinde saatlerce vakit öldürmek…
Kötümser bir bakış açısıyla emeklilik yaşamın sonuna gelmenin tescilidir bir anlamda. Artık işe yaramaz bir “ihtiyar (!)” olarak önlenemez sonu sabırla beklemekten başka çare yoktur. Hele Batı
ülkelerindeki dolgun emeklilik maaşlarından mahrumsanız, genç emeklilik sizin için bir dert haline gelebilir. Dahası da var elbette: İş dünyasının dışına itilmişlik duygusu, kendini iyice yaşlanmış olarak görmek! Bu karmaşık duygular vücutta stres hormonlarının harekete geçirilmesi demektir. Sonunda ‘işe yaramazlığın’getirdiği duygularla ortaya çıkan onlarca sağlık sorunu ve ruhsal problem.
Oysa emeklilik, sosyal bir olgunun yeni yetişen kuşaklar için yarattığı zorunlu ekonomik dengenin yasal tarifinden başka bir şey değildir aslında. Siz yıllarca bulunduğunuz yerleri boşaltmalısınız ki sizden sonraki kuşaklara yer açılabilsin.
DEĞİŞEN EMEKLİLİK OLGUSU
Bundan 50-60 yıl önce Türkiye’de ortalama yaşam süresi 45-50 yıl civarındaydı. 50 yaşına gelen birine “ununu eleyip eleği duvara asmış ihtiyar” gözüyle bakılırdı. Bu gün ortalama yaşam süresi 75’leri geçti 80’lere gidiyor. Hormonların etkisi midir bilinmez, bu süre kadınlarda daha da uzun.
Türkiye ekonomik açıdan geliştikçe ömür uzuyor. Emekliliğin getirdiği geçim engellerini aşmak ve aktif hayata bir başka yoldan devam etmek çok önemli. Bu noktada bireysel emeklilik olanaklarının ve sağlık sektöründeki gelişmelerin büyük payı olduğu da unutulmamalı.
Bilim açısından bakıldığında insan hayatı ortalama 120 yıla programlanmış durumda. Bilimsel araştırmalar bunu açıkça ortaya koyuyor. DNA’nın işleyiş mekanizması incelendiğinde 20 yaşından sonra insan için adeta “katabolik bir yıkım süreci” başlıyor, insan her yıl hücresel üretim yeteneğinin yüzde l’ini yitiriyor. DNA’nın hayret verici özelliklerini dikkate alırsanız bu sessiz yıkımın 120 yaşında sona ermesi lazım. Amma ve lâkin modern hayatın yoğun stresi buna pek imkân tanımıyor.
Bir başka yaklaşım ise memeli hayvanlara uygulanan “X7 teorisi”. Bilim insanları bir hayvanın yaşam süresinin kemik gelişiminin yedi katı olduğunu bulmuş, tnsan ise kemik yoğunluğuna 20 yaşında ulaşıyor. Bu teori 120 yıllık ömür varsayımını destekler nitelikte.
Ve tabii bilimsel bakış açısıyla bir insanın 50 yaşında emekli olması kabul edilemeyecek bir durum. Örneğin. Amerika’da emekli olan bireyler ikinci baharlarını yaşamak adına kâr amacı gütmeyen kuramlarda görev alıyor, kazandıkları deneyimleri ihtiyaç duyan insanlara sunarak işe yaramanın sırrını keşfediyorlar. Kaldı ki. modern çağların emeklilik anlayışı artık günümüzde başka kolaylıklara endeksli. En başta da tüm kaygıları giderecek özel emeklilik planları var. Ülkemiz yeni yeni bu durumun farkına varıyor ve hayata daha rahat bakabiliyor.
Bu hafta sizlere 50 yaşlarında emekli olmuş bir insanın hangi işleri yapabileceğine ilişkin bazı basit örnekler vereceğim. Tabii sadece başlık olarak. Yoksa bu konu sayfalara sığmayacak kadar zengin. Bu konuda, ilkini bu hafta yayınlayacağımız iki bölümden oluşan bir çalışma yaptık,
GENÇLER BİLSE, YAŞLILAR YAPABİLSE
Her şey önce inanç ve kararlılıkla başlıyor. Nitekim ABD menşeli “Bureau of La-bor Statistics” (İşgücü İstatistikleri Bürosu) verilerine göre gelişmiş ülkelerdeki yaşlı nüfusun çalışma arzusu giderek yükselmekte.
Başlıkları sunarken insanlarımız arasında beyaz ya da mavi yakalı ayrımı gözetmedim. Daha çok emeklilikte mesleğinde uzmanlık yapma imkanı olmayanları hedef aldım. Örneğin, bir hekimin emekliliğinde serbest muayenehane açarak ya da bir özel klinikte çalışarak mesleğini devam ettirme şansı var. Mühendisler ve hukuk insanları için de öyle… Günümüz koşullarında bir öğretmen bile emekliliğinde başka bir kulvarda işine devam edebilir. Ama sıradan bir memur ya da işçi ne yapacak? Hele elinde işini devam ettireceği bir ‘umut’ yoksa…
Vereceğim örnekler sanatı, zanaatkarlığı, uzmanlığı olmayanlar için ufuk yaratmakla ilgilidir. Fazla sermaye gerektirmeyen, nispeten ucuz ama kazancı olan işler… Çağrışım yoluyla bunları çeşitlendirebilir, farklı yenilikler yaratabilirsiniz.
Gelişmiş toplumlarda emeklilerin tecrübelerine, değer yargılarına neden önem veriliyor? Örneğin, eskiden bizde olduğu gibi Japonya’da emekliler hala kral muamelesi görüyor. Çünkü tıpkı Fransızların söylediği gibi: “Gençler bilse, yaşlılar yapabilse..
Ve bu basit önerileri yaparken Amerika’dan kütüphaneme kattığım birkaç eserden yararlandım. Orada sadece bu konu üzerine uzmanlaşmış benim de tanıma şansına ulaştığım yazarlar var. Yer darlığından teferruata girmiyorum. Önemli olan toplu-mumuza, gelenek ve kaynaklarımıza uygun öneriler getirmek, çorbada bir miktar tuzumuzun bulunmasını sağlamak.

İş fikri karadut yetiştirmek

Şifalı bir ürün olan dut, taze meyve, kuru çerez ve pekmez olarak tüketilmeye başlandı.
Son yıllarda artan talebi gören tarım girişimcileri dut bahçeleri kuruyor.
Bu işe gireceklere özellikle karadut yetiştirmeleri öneriliyor…
SON zamanlarda sizin de dikkatinizden kaçmamıştır. Market raflarında bolca görmeye başladığımız bir meyve var. Çocukluğumuzda ticari olarak üretilmeyen, sadece ailelerin kendi bahçelerinde üretip komşusuna ve misafirine ikram ettiği duta artık market raflarında sıkça rastlamaya başladık. Biz de bu haftaki sayımızda dut meyvesine ve yetiştiriciliğine yer verelim istedik.
Sağlıklı beslenme uzmanları ve doktorların sıkça tavsiye ettiği dut Türkiye’nin her bölgesinde yetişiyor. TOIK rakamlarına göre, geçen yıl yaklaşık 2.8 milyon dut ağacında 77 bin ton dut elde edildi. Üretimin yüzde 95’ini beyaz dut, yüzde 5’ini ise kırmızı ve siyah dutlar oluşturuyor. Beyaz vc karadutların 17 çeşit türü bulunuyor. Her bölgemizde dut yetişse de ilk akla gelen yerler Elazığ, Tunceli, Malatya, Balıkesir, Aydın, Yalova, Bursa, Bilecik, Tokat, Amasya, Çorum, Kahramanmaraş ve Erzincan.
Bilindiği üzere ipekböceklerinin temel besin maddesi dut yaprakları. Bu nedenle geçmişte ipekböcekçiliğinin yaygın olduğu Marmara Bölgesi’nde dut yaygın olarak yetiştiriliyordu. Günümüzde ise bölgede artık sadece meyvesi için üretiliyor.
dut
Bir dekar bahçe kaça kurulur?
Dut fidanları türüne göre 15-40 TL arası bir fiyattan satılıyor. Bir dekar alana 18-24 adet arasında fidan dikilebiliyor. Bir dekarda 500 ile bin TL arası fidan maliyeti bulunuyor.
Sulama sistemleri ve bakımla birlikte bir bahçe 2 bin TL’ye kurulabiliyor. Uzmanlar dut meyveciliğine en az 30 dekarla girilmesini tavsiye ediyor. Kuru dut ve pekmez üretimi yapan Bozağaç ve Ulukale köylerinde dekardan 700 kilogram kuru dut elde ediliyor. Kuru dutun kilosu ise 10 TL’den satılıyor. Yani bir dekarlık bahçeden 7 bin TL ciro elde ediliyor. Karadut ağacı az olduğu için buradaki fırsat ve kazanç daha fazla. Çünkü pazar halen boş.
ARANAN MEYVE OLDU
karadutDut günümüzde sadece meyve olarak tüketilmiyor. Meyvesinin dışında kurutulmuş çerez, pekmez ve reçel olarak da ticari bir ürün haline geldi. Yetiştiği yörelerde meyvesinden pekmez, reçel, pestil, dut ezmesi, dut kurusu, meyveli dondurma, cevizli sucuk, sirke, meyve suyu konsantresi, ispirto gibi onlarca ürün yapılıyor. Özellikle karadut son yıllarda aranan bir meyve haline geldi. Karadut suyu ise çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanıldığı için giderek daha fazla tüketiliyor. Şu sıralar yolu Susurluk-Ayvalık hattından geçenler yolda sağlı sollu karadut suyu ve pekmezi satıcılarını görür. Yerel üreticilerin büyük talep gören ürünleri için özel siparişler verilir.
Dut sevilerek yenen bir meyve olmasına karşın meyvesi çok yumuşak olduğundan soğukta saklama süresi çok kısa. Bu yüzden taze olarak tüketimi sadece hasat dönemi ile sınırlı. Ancak, karadutlar soğuk hava depolarında bir ay süre ile veya derin dondurucularda daha uzun süre saklanabiliyor. Bu durum karadulun sanayide işlenmesi için bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle de dut yetiştiriciliğinde yeni bahçelere dikilen ağaçların karaduta kaydığı görülüyor.
Dut konusunda marka olmuş ilçelerimizden biri Tunceli’nin Çemişgezek ilçesidir. Özellikle bu ilçenin Ulukale ve Bozağaç köylerinin tamamı geçimini duttan sağlıyor. Çemişgezek Kaymakamı Ali İkram Tuna, bu iki köyün dut konusunda marka haline geldiğini söylüyor. Üreticilerin dutu pekmez yaparak ve kurutarak değerlendirdiğini söyleyen Tuna, diğer köylerde de karadulun yaygınlaşması için çalışmalar yaptıklarını belirtiyor. Girişimcilere öncülük yaparak başarılı bir kaymakam profili çizen Tuna, “Ulukale ve Bozağaç beyaz dut üretiminde marka olmuş. Biz daha yüksek köylerimizde karadut konusunda eğitimler veriyoruz. Köylerimize 2 bin adet karadut fidanı dağıttık. iki köyümüze rakip çıkarmadan dutun yaygınlaşması için çalışıyoruz” diyor.
Bozağaç’ta hem üretim hem muhtarlık yapan Dursun Yıldız ise, dutun öncelikle kurutularak değerlendirildiğini söylüyor. Dutları köylerinde işleyip paketlediklerini belirten Yıldız, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Köylerimizin ana gelir kapısı oldu. Senede üretici başına 50-100 bin TL arası gelir getirebilecek potansiyele ulaştı. 50 yıl önce göç etmiş köylülerimiz geri gelmeye başladı. Biz kuru dut konusunda ve pekmezde iyiyiz. Bu konuda marka olduk. Bu bölgedeki dutların ayrı bir aroması var. Aynı fidanları başka yerlerde denedik ama aynı tadı yakalayamadık. Allah vergisi özelliğimizi değerlendirmek istiyoruz.”
“HER YERDEN SİPARİŞ GELİYOR”
karadut agaciDut fidanı satan fidanistanbul.com’un yöneticilerinden Berna Doğan da dut konusunda ciddi bir talep olduğunu söylüyor. Son yedi yıldır meyveciliğe yoğun bir ilgi olduğunu söyleyen Doğan, “Dutta çeşitli vitaminlerin bulunmasının yanı sıra mikrop öldürücü özellikler de mevcut. Kentlerde yaşayan insanlar dut meyvesine fazlasıyla talep göstermeye başladı” diyor. Türkiye’nin her yerinden sipariş aldıklarını söyleyen Doğan şu bilgileri veriyor:
“Dut fidanına talep en fazla Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelirdi, fakat son zamanlarda Marmara Bölgesi’nden de fark edilir bir talep artışı var. Yeni bahçeler kuruluyor. Bunun yanı sıra bilinçli tüketiciler organik meyve yiyebilmek için kendi meyvesini bahçesinde, terasında hatta balkonunda yetiştiriyor. Toplu konut sitelerinden ve belediyelerden yeşil alanlara ve parklara dikmek için özellikle paraşüt ters dut fidanı dediğimiz türe yoğun bir talep söz konusu.”
Dut üretim merkezlerinden biri olan Balıkesir’in Ziraat Odası Başkanı Sami Ozat da kentteki dut ağacı dikiminde artış olduğunu söylüyor. Üreticinin pazar sorununu halletmesi halinde dut meyvesini tercih edeceğini söyleyen Özat, “Tarım Bakanlığı dut konusunda proje hazırlarsa üretim daha planlı olur” diyor. Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp de şehirde dut ağaçlarının şimdilik tarla kenarlarına dikildiğini gelecekte narenciye gibi ayrı bahçelerinin olabileceğini söylüyor. Alp, “Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü yeni dut fidanları üzerinde çalışmalar yapıyor” diyor.
İstanbul Meyve ve Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Burhan Er de dut yetiştiricisi. Aydın, Manisa ve Antalya’da dut bahçelerinin bulunduğunu açıklayan Burhan Er, Türkiye’nin her bölgesinde yetişebilen dutun giderek tercih edilen bir meyve haline geldiğini söylüyor.
Nevzat DİNDAR / Koska Yönetim Kurulu Başkanı
“Dut pekmezine talep katlanıyor
Koska olarak dut pekmezini kendi fabrikamızda üretip, değişik ambalajlarda zincir marketler ve kendi mağazalarımız üzerinden tüketiciye ulaştırıyoruz. Ayrıca ABD, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, Rusya, Türk Cumhuriyetleri’ne ihraç ediyoruz. Dutları Tunceli, Elazığ, Adıyaman ve Malatya’dan temin ediyoruz. Yıllık 400 ton dut pekmezi üretip satıyoruz. Üzüm pekmezinden sonra en çok tercih edilen pekmez türü. Dut pekmezine talep her yıl katlanıyor. Karadut pekmezi ise daha az üretiliyor. Çünkü yeterince karadut üretimi yok. Üretilenin bir kısmı da yaş olarak tüketiliyor.
Karadutun faydaları
Vücuttan toksinleri atıyor diş eti kanamasını önlüyor Ağız aftlarına iyi geliyor Kansızlık için faydalı Bağırsak iltihabına iyi geliyor Güçlü bir antioksidan.
En çok tercih edilen dut çeşitleri
Erzurum [Tortum) dutu
Avustralya dutu
Eksikara dut
Paraşüt ters dur
Siyah dut
Beyaz dut
dut uretimi


İdriz Çokal / Para

En Yeni İş Fikirleri 2013

Yeni iş fikirleri hayatımızı kolaylaştırmaya devam ediyor.Aşağıda birbirinde güzel yeni iş fikirlerini bulabilirsiniz.
İş fikirleri 1: Görme engelliler için büyük kolaylık
Günümüzde en büyük sıkıntıyı çeken engelli grubuna ait olan görme özürlüler için Dicle Üniversitesi’nden Atilla Gümüş, yeni bir çalışma gerçekleştirdi. Gözlüğün üzerine konulan bir kamera ile kullanıcılar, yanlarında hiç kimse olmadan hedefledikleri yere gitme imkanı bulabiliyorlar. Düzenlenen bu sistemde kameranın ekranına yansıyan görüntüler, kulaklıklı mikrofon sistemi ile görme özürlü kişilere yön tarifinde bulunuyor.
İş fikirleri 2: Özel kıyafetle engeller aşılıyor
Bedensel özrü bulunan insanların yaşamını kolaylaştırmak maksadıyla hazırlanan bu proje ile yapılan özel kıyafetler, hayatını baston v.b. desteklerle yürütenlere kolaylık getiriyor. Hazırlanan bu özel kıyafetler sayesinde bedensel engelliler, artık günlük problemlerine daha kolay çözüm bulabiliyor. Ege Üniversitesi’nden Emine Tarın’ın hazırladığı bu çalışma özellikle tuvalet ve yemek konusunda fiziksel engellilerin dostu olabilecek nitelikte.
İş fikirleri 3: Sülünez ile sofralarınız renklensin!
Deniz ürünlerinin büyük ilgi gördüğü Türkiye’de kabuklu deniz canlısı olarak bilinen sülünez ise gıda maddesi olarak kullanılmazken balık yemi olarak değerlendiriliyor. Yurt dışında epey bir talibi olan ve gıda olarak tüketilen sülünez ile ilgili bir araştırma yapan Ege Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berna Kılınç ve Arzu Burcu Yavuz, çalışmalarını noktaladı. Kılınç ve Yavuz yaptıkları çalışmalarla sülünezin, çeşitli işlemlere tabi tutulmasının ardından hazırlanacak sosların da ilave edilmesiyle ülkemizde de tüketim maddesi olabileceğini belirtiyor.
İş fikirleri 4: Duruş bozukluğu artık kader değil
Duruş bozukluğunun tedavisi için çalışma yapan Alsancak Devlet Hastanesi’nden Uzman Dr. İlter Denizoğlu ve Ege Üniversitesi’nden Doç. Dr. Murat Pehlivan, yeni bir cihaz tasarladılar. Konuyla ilgili olarak bir değerlendirme yapan Doç. Dr. Murat Pehlivan, 1 cm’lik hatalı duruşun bile vücuda 5 kiloluk ekstra bir yük bindirdiğini belirterek “Hayata soktuğumuz Postürometre adlı cihazımızla birlikte duruş bozukluğu olduğu anda uyarı verilecek ve bu şekilde kişi kendini düzeltme imkanı bulacak” dedi.
İş fikirleri 5: Gıda sektörü için yeni bir fırsat
Süperkritik akışkan teknolojisi yöntemini kullanarak yeni ürünler geliştiren Ege Üniversitesi’nden Özlem Yeşil Çeliktaş ve arkadaşları, özellikle bu sektördeki şirketlere hitap ediyor. Geliştirdikleri orijinal ürünlerle kozmetik sektörü dahil bir çok alana hitap eden bu çalışma sistemi, bitkisel kökenli biyolojik materyaller içeriyor.
İş fikirleri 6: Yolculukta ayak masajı
Ayaklarımızı dinlendirme özelliği olan bir ayakkabı tabanı geliştiren Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğrencisi Yasin Kazanan’ın bu ürünü bir hayli ilgi çekeceğe benziyor. Özellikle uzun yollarda çekilen sıkıntıları ve ayak ağrılarını düşünürsek, Kazanan’ın geliştirdiği titreşimli ayakkabı tabanı hem ağrıları dindirecek hem de bir nevi masaj yaparak rahatlamamızı sağlayacak.

Kuş evleri yapmak ve satmak iş fikri

Yaratıcılıkta sınır tanımayan tasarımcılar bu sefer karşımıza kuş evi ile çıkıyor. En son çıkan ürünlerden biri olan bu tasarım kısa sürede bütün kesimden herkesin hoşuna giden bir ürün olarak raflardaki yerini almaya başladı. Kuş evi kısa zaman içinde hem yapı marketlerde hem de dev alışveriş mağazalarındaki yerini aldı. Genel hedef kitlesi özellikle çocuklar olarak yola çıkılsa da her yaştan kesim bu şık ve güzel ürüne ilgi göstermeye başladı. Özellikle çocukların çizgi filmlerde çok sık olarak gördüğü bu ürün artık ülkemizde de rahatça bulunabiliyor. Gerek yazlık olsun gerekse sitelerde yer alan evlerde olsun ağaç dallarına asma şeklinde kullanılan kuş evi hem güzel görünüşü hem de ucuz fiyatıyla ilgi çekmeyi başardı.

Doğada bizlerin çok hoşuna giden kuş seslerinden giderek artan binalar ve şehirleşme yüzünden artık eksik kalmış durumdayız. Bu kadar çok yapılaşmanın olduğu yerde artık kuşlar bile konacak yer bulamayacak neredeyse. Ama balkonumuzun başta olmak üzere her yere rahatça asabileceğimiz bu şirin ürün bizlere bu güzel hayvanlara bir ev vermemizde yardımcı oluyor. Özellikle çocuklarımızın doğayla barışık birer birey olarak yetişmesinde hayvanların öneminin ne Kadar fazla olduğunu bilen anne ve babalar bu konuda artık her türlü fırsatı değerlendiriyorlar. Çocuklarına hayvan sevgisini aşılamak için evlerine çeşitli hayvanları alıp onlarla çocukları arsında bir bağ kurmalarını istiyorlar. İşte bu kuş evi de çocuklarımızla hayvanlar arsında sıcak bir dostluk sağlamaları için bize bir fırsat veriyor.

Tekli, ikili ya da üçlü modellerinden herhangi birini seçip istersek bize en yakın ağaca istersek balkonlarımıza asabileceğimiz bu güze ürün, soğuk kış günlerinde bu güzel ve narin hayvanlara yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden bir tanesi olacaktır.

İş fikri görüntülü balık oltası pazarlamak

Balıkçılığı ve balık avlamayı sevenler ve bu hobiyi yaşam felsefesi haline getirenler için tasarlanıp üretilen görüntülü balık oltası, balık tutmak ile ilgili tüm bildiklerinizi unutturacak. Harika bir ürün olan Görüntülü balık oltası sayesinde nasıl bir balık yakalamak üzere olduğunuzu bilecek ve zaman kaybı yaşamayacaksınız.

Normal koşullarda balık avlamak için deniz ya da göl kıyısına gidilir, oltaya yem takılarak suya atılır ve beklenir. Bazen bu bekleme süresi saatlerce sürebilir. En sonunda yakalanan balık su yüzeyine çekildiğinde, hayal kırıklığı yaşanabilir. Bu gibi sinir bozucu durumların yaşanmasına son verecek bir ürün tasarlanıp piyasaya sürülmüş. Bu mucize ürün balık tutma zevkini en üst düzeyde yaşama garantisi veriyor. Yem takılarak suya atılan olta iğnesinin üzerine yerleştirilen suya dayanıklı kamera ve oltanın tutma kısmına yerleştirilen lcd monitör bulunuyor. Bu sayede olta iğnesine yaklaşan balık kamera tarafından görüntüleniyor ve bu görüntüler lcd monitörden izlenebiliyor. Avci da ava devam edip etmeyeceğine karar veriyor. Bu sayede balık tutmak çok daha eğlenceli bir hal alıyor. Balık avlamak için saatlerce ne beklediğini bilmeden beklemek durumunun sona ermesi ile birlikte heyecanlı av zamanı başlıyor.

Yurt dışında bir süredir tanıtımı ve pazarlaması yapılan görüntülü balık oltası, balık avcılığını sevenler tarafından oldukça ilgi görüyor ve neredeyse yok satıyor. Sizinde pazarlama yapma yönünüz kuvvetli ise ve girişimci bir ruha sahip iseniz görüntülü balık oltası Türkiye distribitörlüğünü alabilir ve pazarlamaya başlayabilirsiniz. Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu ve balık avcılığına ne denli büyük bir ilgi duyulduğunu düşünürsek, görüntülü balık oltası pazarlayarak ne kadar bir kazanç elde edebileceğinizi tahmin etmek hiçte zor değil. Haydi, bir adım atın ve kazanmaya başlayın.

Evde yapılacak iş fikri

İş arayanlar ve uzun zamandır işsiz olanlar için evde danışmanlık yaparak para kazanma fikri son derece cazip olabilir. Yol stresi çekmeden, evden çıkmadan, ev ortamında rahat ve kolayca yapılabilecek işlerden en ideali. Üstelik evde danışmanlık yaparak para kazanma yönteminde hiçbir maliyet de bulunmuyor. Şirketler için telefon ve internet aracılığıyla evden yapılabilecek olan danışmanlık işi için yüksek faturalar ödenmesine gerek olmadığı gibi yol ve yemek parası vermek gibi ekstra masraflar da bulunmamaktadır.

İş arayanlarla, personel ihtiyacı olan kişileri, danışmanlık hizmeti ile bir araya getirerek siz de para kazanıp bir iş sahibi olabilirsiniz. Pek çok alanda bu hizmeti gerçekleştirebilirsiniz. Örneğin ilgili şirketlere muhasebe elemanı ya da sekreter bulabilirsiniz. Ya da bir fakülte mezunuysanız ve branşınızda uzmanlığınız varsa, uzman olduğunuz alanda da danışmanlık yapabilirsiniz. Bugün pek çok psikoloji mezunu ve alanında uzman kişi, evden psikolojik danışmanlık hizmeti yapmayı tercih edebiliyor. Böylece home ofis gibi kullandıkları evlerinden de tüm işlerini yürüterek para kazanabiliyorlar.

Bu doğrultuda evden çalışmayı düşünenler için oldukça cazip bir iş fırsatı bulunan danışmanlık yapmak, ilgi alanlarınız doğrultusunda oldukça kolay ve iyi kazanç sağlayan bir iştir. Bu nedenle eğer gelire ihtiyacınız var ise bunu tercih edebilirsiniz.

Bu konuda çeşitli internet sitelerindeki ilanları takip etmeniz yeterli olacaktır. Böylelikle kolaylıkla iş bulabilir ve çalışmaya başlayabilirsiniz. Özellikle ilgilendiğiniz alanlarda bu tür işler aramanız daha yararlı olacaktır. Öyle ki bu sayede işinizi daha çok severek yapabilirsiniz. Ayrıca işten daha iyi anlayacağınız için sorunsuz bir iş yönetimi sağlayabilirsiniz. Bu nedenle mutlaka bu imkanı değerlendirerek kolay ve uzaktan kazançtan yararlanmalısınız.

İş Fikri Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yapmak

Risksiz ama karlı bir iş mi yapmak istiyorsunuz,sizlere az sermaye ile karlı bir yatırım yapabileceğiniz bir iş fikri sunuyoruz.Eğer yeterli olanaklara sahipseniz bu iş fikrimiz neden size göre olmasın?
ORTA ölçekli iş kurmak isteyen yatırımcılar soruyor: “Riski olmayan en kârlı iş sizce ne olabilir?” Hemen yanıt vereyim: Risksiz iş olmaz! Risk dediğimiz şey onlarca bilinmezin zaman, yer, rekabet, talep, para gibi değişkenlerle yaptığı karmaşık bir denklemdir. Tamamen ekonomik süreçlerle bağlantılı gibi görünse de işin içine sosyal, kültürel, politik ve psikolojik değişkenler girer. Bu nedenle yatırıma giderken diğer değişkenlere de geniş yer vermek gerekir.
Son yıllarda bazı girişim yazarları bu denkleme ‘fizyolojik boyut’u da ekliyor.
Her şeyden önce riskleri görebilmek için bedensel sağlık şart. Kent karmaşasından uzakta doğanın dingiliği içinde bir iş kurmayı düşünüyorsanız gerçekten çok şanslısınız. Son yıllarda klasik değişkenlerin içine ‘politik yönetişim’ ve ‘sosyal psikoloji’ karması da girdi. Neredeyse tablonun dörtte birini artık bu iki öğe teşkil ediyor.
Orta ölçekli bir iş yapmaya karar verdiğinizde seçenek çok. Sık sık öneriyoruz: Moda trendler bir tarafa, üç yanı denizlerle çevrili, akarsuları henüz kurumamış bu ülkede yapılacak ‘sağlıklı’ işlerden biri su ürünleri yetiştiriciliğidir.
Burada elbette risk değerlendirmesi yapacak değiliz. Birkaç rakamla araştırmanıza esin kaynağı olacak basit satırbaşlarını vermenin yeterli olacağını düşünüyoruz.
ÇEVRE KİRLİLİĞİ HEM RİSK HEM FIRSAT
Balık ve su ürünleri açısından deniz, göl ve akarsularda tarihte görülmedik ölçülerde kirlilik var. Risk her geçen artıyor. Her an on binlerce ton katı ve sıvı atık denizlere boşaltılıyor.
Gün gelecek bazı iç deniz ve göllerde canlı kalmayacak. Büyük balıklar son 50 yılda yüzde 90 oranında azaldı. Küçük balıklarda ve kabuklu deniz ürünlerindeki azalış ise yüzde 30 civarında. Okyanus ve denizlerdeki balık stokları aşırı avcılıktan etkileniyor. Dip taraması yapan ‘trol avcılığı’ denizlerde çölleşmeye yol açıyor. Gelişmiş elektronik araçlar hiçbir balığın kaçmasına izin vermiyor.
Küresel ısınma ve değişen ekolojik dengeler ise bir başka dert. Yakında gezginci balıkların göç yolları tamamen değişecek, bazı türler yok olacak.
İNSANLAR NASIL BESLENECEK?
Asıl sorun küresel nüfus artışı. Dünya 10 milyara doğru gidiyor. En fazla nüfus artışı Güneydoğu Asya’da… Çin, çiftliklerin sayısını arttırarak bu soruna çare bulma derdinde. Olası hayvansal protein açığını su ürünleri yetiştiriciliğiyle dengelemeye çalışıyor. Pahalı ürünleri ihraç ediyor, ucuz ürünleri iç pazara veriyor. Bugün 65 milyon tonluk dünya üretimin yarıdan fazlası Çin’e ait. Dünyada yakın gelecekte avcılık ve yetiştiricilik eşit düzeye gelecek. Halen 150 milyon ton su ürünü tüketimi var. Bunun büyük bölümü balık. Bugünkü küresel nüfus yoğunluğu dikkate alındığında kişi başına tüketilen balık 17 kilo civarında. Avrupa yılda 28 kilo balık tüketirken bizde kişi başına 6 kilo balık düşüyor. Diğer su ürünleri ise çok daha düşük düzeylerde…
TÜRKİYE GELECEĞİN LİDER ÜLKESİ
İspanya yetiştiricilikte şimdilik Avrupa lideri… Toplam üretimi 290 bin tona yakın. Onu 235 bin tonla Fransa takip ediyor. İki ülke üretiminin büyük bölümü kabuklular ve yumuşakçalardan oluşuyor.
Yetiştirilen balık açısından bakıldığında Türkiye aslında ilk sırada! Tamamı balık olmak üzere 190 bin ton civarında üretimimiz var.


Bunun yarısı iç sulardan temin ediliyor. Denizlerde çipura ve levrek yetiştirilirken, iç suların lideri alabalık. Bu balıklar dünyaya sorunsuz ihraç ettiğimiz tek tarımsal ürün konumunda.
Avrupa’da pazar payımız yüzde 30’lara doğru gidiyor. Peşimizde Yunanistan var. Aramızdaki fark Yunanlıların bizden daha fazla deniz balığı yetiştirmesinden kaynaklanıyor. Ağırlıklı olarak çipura ve levrek üretimi 110 bin ton civarında. Bize şimdilik 20 bin ton dolayında fark atıyorlar.
İHRACAT KOLAYLIĞI BÜYÜK GÜVENCE
İhracatımız giderek önem kazanıyor. Geçen ay sonunda Brüksel’de gerçekleşen Su Ürünleri Fuarı’na 15 firmayla katılan ülkemiz hayli ses getirdi.
Bu yıl Türkiye’nin su ürünleri ihracatı avcılık ve yetiştiricilik bir arada 500 milyon doları bulabilir. 65 ülkeye ihracatla lider konuma gelmek üzereyiz.
İhracat rakamlarının yarısı yetiştirilen balıklardan elde ediliyor.
Özellikle katma değeri yüksek işlenmiş balıklara büyük talep var. Avrupa’da 110 bin tonla lider konumda olduğumuz alabalığın satış şansı çok yüksek.
Asıl büyük koz ise Akdeniz’in 70 bin kilometreyi bulan sahili şeridi içinde en uzun kıyıya sahip olmamız. Karadeniz ve Marmara dâhil, Akdeniz havzasında 8 bin kilometreyi bulan kıyılarımızın büyük bölümü deniz balığı ve yumuşakça yetiştiriciliğine çok uygun.
RİSKİ EN AZ YATIRIMLARDAN BİRİ
Balık yetiştiriciliği çevreyi kirletmemek ve turizme zarar vermemek koşuluyla, Türkiye’de yapılabilecek riski en düşük işlerden biri. Pazarı ve ihracatı hazır… İşleme tesisleriyle kâr marjı oldukça yüksek. En büyük sorun ağ kafeslere bağlanacak para ve uygun yerin tespiti.
Kültür balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliği devlet tarafından destekleniyor, yatırımların bir bölümü önemli ölçüde sübvanse ediliyor. Üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu yarımadasının uygun yerlerinde su ürünleri yetiştiriciliği yapmak yarınlar için en iyi yatırımlardan biri.
Ispanya’nın yetiştirdiği yaklaşık 300 bin tonluk su ürününün 225 bin tonu kabuklu ve yumuşakçalardan oluşuyor. Aynı şekilde Fransa bu yıl 250 bin ton üretiminin 200 bin tonunu yine kabuklu ve yumuşakçalardan elde edecek. Son yıllarda bu gerçeği bir rekabet meselesi haline getiren İtalya toplam üretiminin dörtte üçünü kabuklulardan oluşturmayı planlıyor.
Yetiştiricilik bizde balık ağırlıklı… Deniz ve iç sular dâhil yaklaşık 200 bin ton üretimin ancak yüzde 2′si kabuklu ve yumuşakçalardan oluşuyor. Oysa geçmişte tatlı su ıstakozu (kerevit) üreten nadir ülkelerden biri Türkiye idi.
Denizlerimiz karides yengeç, midye gibi ihraç sorunu olmayan ürünleri yetiştirmeye son derece müsait. Denizlerimizde mevcut yetiştiriciliğin iki ana eksenini teşkil eden ‘çipura’ ve ’levrek’in yanına Avrupa’da giderek popüler hale gelen başka türleri de katmak pek ala mümkün, iç sularda ise alabalık açık ara liderliğini koruyor. Anadolu’nun iç su rejimi, su sıcaklığı ve barajların konumu alabalık yetiştiriciliğinde dünyanın en büyük üreticilerinden biri olmamızı sağlayabilir. İç sularda yapılacak tesislerin maliyeti ise deniz endüstrisine göre çok daha düşük. Orta ölçekli iş kurmak isteyenlerin öncelikle iç sulardaki fırsatları gözden geçirmelerinde yarar var. Önemli ayrıntı, temiz ve kaliteli sularda yetiştiricilik yapmak ve bu konuda giderek kurumsallaşan sektörden yardım almak.
Nur Demirok / Para


Yapılacak olan en karlı iş fikirleri

Sermayeniz az ve bir iş kurmak istiyorsunuz.Ama hangi işi yapacağınız konusunda sürekli ikilemde kalıyorsunuz yada tam olarak ne iş yapacağınızdan emin değilsiniz.Sizlere fikir olarak aşağıdaki seçenekleri sunuyoruz.Umarız bir yardımı olur ve fikir edinebilirsiniz.
En karlı işler, en kazançlı işler, en kazançlı yatırım nelerdir?
100 bin lira ile bir daire alıp 500-600 TL kira geliri elde edebilirsiniz ya da aynı parayla başarılı bir franchise zincirine girip kendi işinizi kurabilirsiniz. En karlı işler, en kazançlı işlerle kimi markaların aylık cirosu yatırımın iki üç katını buluyor.
Standart bir dairenin satın alınabileceği 100 bin TL gibi bir yatırımla kurulan kimi işler, yatırımcısına aylık 500-600 TL’lik ev kira gelirinden daha fazlasını kazandırarak hayatlarını kurtarıyor. Üstelik de bazılarına ilk yatırım için 10 bin lira bile yeterli olurken, bazılarında yatırımın iki- üç katı kadar aylık ciro sağlanıyor. Franchise sistemi altında kendisini gösteren bu işler, Türk girişimcisinin son dönemdeki gözbebeği.
En karlı işler, en kazançlı işler, en kazançlı yatırım neler olabilir?
Franchise & More Danışmanlık kurucusu ve Ulusal Franchise Derneği (UFRAD) Genel Sekreteri Osman Bilge, Türkiye’de güçlü bir girişimcilik hamlesi yaşandığını, girişimcilerin modern, markalı, güvenli iş sahibi olmak istediklerini, bunun için de franchise’ın en iyi yol olduğunu ve 2010 yılında Türkiye’nin franchise zinciri sayısı açısından Avrupa birincisi olduğunu belirtmiştir.
Franchise’in garantili değil, sistemli bir iş olduğunu anlatan Bilge “Başarı girişimcinin elinde. Kapanma oranının çok düşük olmasının sırrı, titiz seçimlerde yatar. Konseptini akıllıca kuran, güçlü tanıtım yapan, iyi yerler seçen, başarılı olabilecek girişimcilere franchise veren büyük markalar hem kazanır, hem kazandırır. Ama sistemin kurmayan, olmayacak yere dükkan açanlar başarısız olur. Öte yandan büyümüş ve her yere yayılmış markalar az kazandırır, büyümekte olan başarılı markalar çok kazandırır” dedi.
En fazla 100 bin TL ile en karlı işler, en kazançlı işler olarak neler yapılabilir? Aşağıda 100 bin TL ile franchise şeklinde işletilebilecek en karlı işler, en kazançlı işler şöyle belirtilebilir:
En karlı yatırım: Kadınlara özel spor merkezi
ABD’nin günde yarım saat sporla zayıflama akımını ülkemize getiren B-fit’in girişimcileri de müşterileri de kadınlar. Apartman katlarında açılabiliyor. Toplam yatırımı 60.000 TL.



En karlı yatırım: Pil
Almanya orijinli Akkufit, Türkiye’de AkuPil markasıyla yayılıyor. Her türlü pil bulunuyor. 15-30 metrekare büyüklüğündeki mağaza için 50-60.000 TL gerekiyor. Aylık ciro ortalama 12-15 bin TL arasında.
En karlı yatırım: Patates, köfte, sosis
AVM lerde stand açan Mr.Pato, kızarmış patatesin yanı sıra misket köfte ve sosis sunuyor. Toplam yatırım 40.000 TL. Etsiz çiğköfte markası Komagene mağazası açmak için AVM ve yoğun caddeler uygun. 25 bin lira yatırım maliyeti ile aylık 10 bin ile 50 bin TL ciro elde edilebiliyor.
En karlı yatırım: Pidecilik
Geleneksel Samsun pidesi sunan Sampi’de yatırım maliyeti AVM ve ‘evlere servis’ ünitelerinde 70 ile 100 bin lira arasında değişiyor. Yatırım 1.5 ile 2 yılda geri dönüyor. Mantı konseptli cafe ve restoran zinciri Mantı Keyfi, 40 metrekarelik alanlarda franchising bedeli dahil 80 bin liralık yatırımla kurulabiliyor. Aylık ciro 8-10 bin TL.
En karlı yatırım: Tantuni
Cızbız Köfte’de yatırım maliyeti metrekare başına bin lira seviyesinde. Öz Mersin Tantuni’nin bayilik bedeli ise 30-100 bin lira arasında değişiyor. Aylık ciro 8-16 bin TL arasında.
En karlı yatırım: Kumpir
Mr Kumpir’de yatırım maliyeti 12 bin euroyu buluyor. Aylık ciro yerine göre 80 bin lirayı buluyor.
En karlı yatırım: Futbol ve eğlence
Gooalstar, çeşitli futbol temalı eğlence etkinliklerini kurumsal müşterilerine organizasyonlar için kiralıyor. 10 bin TL yatırımla, aylık ciro 10 bin TL’nin altına düşmüyor.
En karlı yatırım: Kafe
Amerikan orijinli meyve suyu zinciri Juice Zone, stand ve kafe formatında, 45 bin USD yatırımla açılıyor.
En karlı yatırım: Eve teslim kuru temizleme
Ruşen tarafından kurulan konseptte giysiler evden alıp temizlenerek eve teslim ediliyor. Yatırım tutarı 60-100.000 TL arasında. Fatura ödeme merkezleri market içinde ya da ayrı mağaza olarak açılabiliyor. Yatırım tutarı 6 – 37 bin TL arasında.
En karlı yatırım: Ayaküstü pilav
Ayaküstü pilav noktası opilavcı ise AVM ve işlek caddelerde 35-50 bin TL arası maliyetle açılabiliyor.


Dikkat çekecek olan 6 iş fikri

Ne iş yapsam diye düşünen girişimcilerden iseniz lütfen yeni iş fikirlerimize bir göz atın. Çünkü aşağıda paylaştığımız iş fikirleri  henüz yaygın değil. Bu yeni iş fikirleri  hayatımızı kolaylaştıracağa benziyor. Aşağıda birbirinden parlak yeni iş fikirleri  belirtilmiştir:

1) Görme engelliler için büyük kolaylık: Dicle Üniversitesi’ nden Atilla Gümüş günümüzde en büyük sıkıntıyı çeken görme engelliler için yeni bir çalışmaya imza attı. Çalışmaya göre; gözlüğün üzerine takılan kameranın ekranına yansıyan görüntüler kulaklıklı mikrofon sistemi ile görme engelli kişilere yön tarifinde bulunuyor. Bu düzenek sayesinde kullanıcılar yanlarında herhangi biri olmadan hedefledikleri yere gitme olanağı buluyorlar.

2)Özel kıyafetlerle engeller aşılıyor: Ege Üniversitesi’ nden Emine Tarın’ ın çalışması ile hazırlanan özel kıyafetler, hayatını baston vb. desteklerle yürüten bedensel engelli kişilerin yaşamını kolaylaştırıyor. Bedensel engelliler bu özel kıyafetlerle günlük sorunlarını daha kolay çözüyorlar. Bu proje; bedensel engellilerin özellikle yemek ve tuvalet konusunda dostu olabilecek nitelikte.

3)Sülünez ile sofralarınız renklensin: Kabuklu bir deniz canlısı olan sülünez yurtdışında birçok talibi olmasına rağmen deniz ürünlerinin büyük ilgi gördüğü Türkiye’ de gıda maddesi olarak kullanılmazken balık yemi olarak değerlendirilmektedir. Ege Üniversitesi’ nden Doç. Dr. Berna Kılınç ve Arzu Burcu Yavuz, sülünez ile ilgili yaptıkları araştırmayı tamamladılar. Kılınç ve Yavuz yaptıkları çalışmada çeşitli işlemlere tabi tutulan sülünezin hazırlanacak olan sosların da ilave edilmesiyle ülkemizde tüketim maddesi olarak kullanılabileceğini belirtiyorlar.

4)Duruş bozukluğu artık kader değil: Alsancak Devlet Hastanesi’ nden Uzman Dr. İlker Denizoğlu ve Ege Üniversitesi’ nden Doç. Dr. Murat Pehlivan duruş bozukluğu tedavisi için yeni bir cihaz tasarladılar. Doç. Dr. Murat Pehlivan yaptığı değerlendirmede 1 cm’ lik hatalı duruşun bile vücuda 5 kiloluk ekstra bir yük olduğunu belirtirken ‘‘Kullanıma soktuğumuz ‘Postürometre’ adlı cihazımızla birlikte duruş bozukluğu olduğu anda uyarı verilecek ve bu şekilde kişi kendini düzeltme imkanı bulacak’’ dedi.

5)Gıda sektörü  için yeni bir fırsat: Ege Üniversitesi’ nden Özlem Yeşil Çeliktaş ve arkadaşları süper kritik akışkan teknolojisi yöntemi ile yeni ürünler geliştirirken özellikle bu sektördeki şirketlere hitap ediyor. Geliştirilen özgün ürünler bitkisel esaslı biyolojik materyaller içerirken kozmetik sektörü dahil bir çok alana sesleniyor.

6)Yolcukta ayak masajı: Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğrencisi Yasin Kazanan ayak dinlendirme özelliği olan bir ayakkabı tabanı geliştirdi. Özellikle uzun yollarda hissedilen ayak ağrılarını ve sıkıntılarını göz önüne alınırsa geliştirilen bu titreşimli ayakkabı tabanı hem ağrıları dindirecek hem de masaj yaparak ayağın rahatlamasını sağlayacak. Kazanan’ın bu ürünü oldukça dikkat çekeceğe benziyor.

2013’ ün trend iş fikirleri  hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen fikirlerinizi bizimle paylaşır mısınız. Görüş ve önerileriniz için yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Fikirleriniz bizim için değerli…

Yeni 2013 iş fikirleri

Hızla gelişen ve değişen dünyamızda çağa ayak uydurarak hem dikkat çekecek hem de iyi kazanç sağlayacak bir iş kurmak istiyorsunuz fakat ne iş yapacağınıza karar veremiyor musunuz? Öyleyse doğru yerdesiniz. Geleceğin popüler işleri de günden güne çeşitleniyor ve geçtiğimiz 10 yılın gözdeleri artık tarihin tozlu yapraklarına karışıyor. İşte yıldızı parlayacak iş önerilerini siz değerli girişimci adaylarımız  derledik. ‘Nasıl bir dükkan açsam kaç lira kazanırım?’ sorusuna cevap arayanlar bu makaleyi okumadan geçmemeli.
indir
5 BOYUTLU SİNEMA: 5 boyutlu sinema salonları son dönemlerde yatırımcıların yüzünü güldüren bir model olarak dikkatleri üzerine çekmektedir. Görüntüdeki derinlik algısı, sert esen bir rüzgar ya da bir anda salonu basan sis ile birlikte izleyiciyi filmin içine alması gibi gerçekçi efektleriyle ziyaretçisinin yanı sıra yatırımcısını da mutlu etmektedir. Yatırım maliyetinin ortalama 250 bin dolar seviyelerindeki maliyetine karşılık aylık en az 15 bin lira kazanç sağlayan 5D sinema önümüzdeki dönemlerde eğlence sektöründen daha çok pay almaya adaydır.
FUNPARK: Türkiye’nin çeşitli illerinde altı farklı noktada yer alan Funpark da bu işe ilgi duyanlara yeni bayilikler veriyor. 5D sinema işletmeciliği yapılabilecek elverişli mahaller, başta alışveriş merkezleri olmak üzere, yoğun yaya akış trafiği olan caddelerde bayilikler verecek olan Funpark, yatırımcısından franchising bedeli almıyor. Aylık asgari 15 bin lira kazanç vaadinde bulunan Funfark, destek verdiği girişimcilerine bir yıllık garantili teknik servis, montaj ve kurulum da sağlamaktadır.
SİMÜLATÖR MAKİNA PRODÜKSİYON: Simülatör Makine Prodüksiyon, artan ilgi ve yatırım maliyetlerinin az bir sürede karşılandığını gören pazara giriş yapanlardan birisidir. Genel Müdür Mustafa Mertcan henüz çok yeni bir iş olmasına rağmen bugün bu iş ile ilgilenen elliden fazla çok boyutlu sinema salonu olduğunu belirtiyor. Simülasyon ve sanal gerçeklik teknolojilerine yatırımların önümüzdeki dönemlerde artacağını öngören Mertcan, 6 kişilik bir 5D sinemanın minimum oranda maliyetinin 150 bin dolar olduğunu açıklarken bayilik için teknik destek, montaj ve kurulum hizmeti de verdiklerini ekliyor.
FATURA KUYRUKLARINA SON: Bankalarda kuyruğa girerek elektrik, su, doğalgaz gibi faturaları ödediğimiz günler tarih olmaya başladı. Banka kuyruklarının yerini fatura ödeme noktaları almaya başladı. Fatura tahsilat noktaları dünyanın her yerinde yaygın bir sistemdir.
GARANTİ ONLİNE FATURA: Garanti Online Fatura (GOF), franchise açmak isteyenler için 24 aya varan vade imkanı sunarken 2013 sonuna kadar ise şube sayısını bine çıkarmayı hedeflemektedir. Finansal durumu iyi olmayan yatırımcılar için de cazip paketler oluşturduklarını söyleyen GOF Genel Müdürü Tarık Yılmaz 5 bin dolarlık franchise bedeli ile bankacılık destekleyici hizmetleri, fatura ödemeleri, D-smart, TTnet ve diğer bazı ödemeler içeren paketlerle işin kurulabileceğini açıklıyor.
indir (1)
KREDİXSHOP: 35 ilde toplam da 350’ yi aşkın Kredixshop ödeme noktası bulunurken bütün bu işlemler Kredixshop’ un özel sistemi tarafından online olarak yapılmaktadır. Burada franchise giriş bedeli proje ve lokasyona göre değişirken standart Kredixshop açmanın giriş bedeli 6 bin lira+ KDV’dir. 15 bin liralık teminat mektubu alınırken bayinin aylık cirosu yerine ve iş hacmine göre 3 bin ila 80 bin lira arasında değişiyor.
SAĞLIKLI YAŞAM VE ZAYIFLAMA: Son dönemlerin en hızlı büyüyen pazarı sağlıklı yaşam. Henüz çok yeni olan bu pazarın yılda yüzde 500 oranında genişlediği bildirilmektedir. Türkiye’ de 20 milyon kadın bu pazarın hedef kitlesidir. Türkiye’ de yeni büyümekte olan sağlıklı yaşam sektörünün ABD’ deki cirosal büyüklüğü aşağı yukarı 100 milyar dolardır. Uzmanlara göre gelecek 5 yılda bu pazarın dünyada 1 trilyon dolara ulaşacağı öngörülmektedir.
images (2)
NEOBODİCA: Güney Kore medikal ve kozmetik buluşlarının, Avrupa’da tüketicilere sunulması için kurulmuş bir zincir sistemi olan şirketin Bostancı, Maltepe ve Göztepe’ de merkezleri vardır ve Türkiye’ nin her yerine franchise verilecektir. 13-14 bin lira işletme gideri bulunan bu yatırım için 150 bin lira maliyet gereklidir. Evlerin yoğun olduğu bölgelerde yatırım yapılması tavsiye edilirken yatırımcının aylık kazancı 30-40 bin civarındadır.
images (3)
FOOTBREAK: Sağlıklı yaşam pazarında yer alacak olan Footbreak, Tai ayak masajı ile gevşemeyi sağlayan çayların satıldığı cafe konseptinden oluşuyor. İnsanların stresten bu konsept ile arınmaları amaçlanıyor. Zincirleşme planları olan marka yurt içinde, İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Antalya ile yurtdışında da Rusya ve Almanya’ da franchise vermeye hazırlanıyor. 100-120 bin dolarlık yatırım maliyeti olmasına rağmen aylık kazancın 40 bin doları bulacağı belirtiliyor.
OTA GÜZELLİK MERKEZİ: 1996 yılında Ota Tıp Merkezi yöneticisi olan Tülay Akvardar o tarihten beri Tıp Merkezi bünyesinde hizmete başlayan güzellik ve estetik hizmetlerini Ota Güzellik Merkezi adı altında başka bir merkezde toplamıştır. Marka Türkiye genelinde franchise vermektedir. Açılması beklenen merkezlerin, bu merkeze ihtiyaç duyan insanların kolay ulaşabilecekleri yerlerde olması bekleniyor. Merkezlerin minimum maliyeti 500 bin dolar iken aylık kazancının 30 bin dolar olduğu belirtiliyor.
images (5)
SİGARAYLA TERAPİ SAVAŞI: Sigara bırakma merkezleri gelişen sağlıklı yaşam bilinci ve restoran, cafe gibi kapalı alanlarda sigara kullanımının yasaklanmasıyla yeni girişimcilerin adresi oldu. Bu merkezler sigara bırakma terapileri sağlarken bitkisel ilaçlarda gösterdiği başarı ise varlığını sürdürüyor.

İş fikri ve ek iş,domates yetirştiriciliği

Yılda bir defa meyve veren ve daha sonra gövdesi kuruyan domates bitkisinin Anavatanı Peru’ dur. Türkiye’ de 1900 lü yıllardan bu yana yetiştirilmektedir. Türkiye’ de yaygın olarak Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi ve Marmara Bölgesi’ nde tarımı yapılan domatesin pek çok çeşidi vardır. Fiyat açısından diğer domates çeşitlerine göre daha pahalı bir fiyata sahip olan fakat fiyatıyla doğru orantılı olarak daha lezzetli olan, tek lokmalık, ceviz büyüklüğündeki domates çeşididir. Hem tadı hem de görüntüsü ile salatalarımıza, kahvaltı sofralarımıza, atıştırma kaçamaklarımıza renk katan bu domateslere günlük hayatta çeşitli isimler verilmiştir. Küçük oluşundan dolayı kiraz domates de denir. Kokteyl domates olarak değerlendirenler de vardır. Pek çok çeşidi olan domatesin tüm dünyadaki üretiminin % 25 i salça yapımında, % 75 i ise yemeklik olarak çiğ tüketilmektedir. Domates üretiminde Çin, tüm dünyada birincidir. Özellikle sofralık domates üreten Çin’ i, Hindistan ve Türkiye takip etmektedir.



Türkiye ekonomisinde önemli bir yeri olan domates bitkisi ılık ve nemli iklim bitkisidir. En iyi Akdeniz iklimine uyum sağlamıştır. Sıcaklık sıfırın altına düştüğünde bitki tamamen ölebilir. Çok sıcak hava bitkinin kurumasına, çok nemli hava bitkide çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Aşırı rüzgarlı iklimlerde ise domates bitkisinin çiçekleri döküleceği için bitki meyve veremez. En az 16 veya 19 derece sıcaklığa ihtiyaç duyan domates bitkisi 10 derece sıcaklığın altında olgunlaşamaz. Her türlü toprakta yetişebilen domates bitkisi ağırlıklı olarak humus ve besin maddesi yönünden zengin olan ve geçirgenlik özelliği bulunan derin toprakları sever. Domates bitkisi derin saçaklı köklü bir bitki olduğu için toprağın derin ve iyi sürülmesi gerekir. Suyu oldukça seven domates bitkisi üzerinde ilk çiçekler görülünceye kadar fazla sulanması gerekmez. Cherry domates  çeşidi sofrada çiğ olarak tüketilmek üzere yetiştirilir. Son derece verimli bir bitkidir. Her zaman her yerde kolaylıkla alıcı bulur. Özellikle büyük marketler ve alışveriş merkezleri tarafından sıklıkla tercih edilen cherry domatesler genelde dalları ile beraber satışa sunulur. Hem göze hem damak tadına hem de koku hissine hitap eden cherry domatesleri aroması bakımından çok lezzetlidir. Hasat edildikten sonra nakliyesi ve saklanması da kolay olan cherry domatesler çok küçük oldukları için hem kapladıkları alan az olmakta hem de zedelenmeden uzun mesafelerde taşınabilmektedir. Ülkemizde cherry domates  yetiştiriciliği henüz çok yaygın değildir. Bu nedenle cherry domates  fiyatları diğer normal domates fiyatlarının en az dört ya da beş katı fiyatına alıcı bulabilmektedir. Reçel yapımında da kullanılan cherry domatesler tat ve koku bakımından diğer domates çeşitlerinden farklılık arz ettiği için önümüzdeki yıllarda daha fazla tercih edilmesi muhtemeldir. Eğer ziraat yapmak için uygun olan koşulları sağlayabiliyorsanız ve tarıma ilgi duyuyorsanız cherry domates  yetiştiriciliğini düşünebilirsiniz. Detaylı bilgi almak için Tarım Müdürlükleri’ ne başvuruda bulunabilirsiniz.

Organik Hayvancılık Destekleri ile İş Kurmak


Devlet ilk kez organik hayvancılık için kesenin ağzını açtı. Artık organik hayvancılık yapanlar da devletin tarım sektörüne yönelik hibe desteklerinden yararlanabilecek.

Organik Hayvancılık

Uzmanlara göre özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’ndeki mera ve yaylalarda yeniden hayvancılığın yapılabilecek olması, bu alandaki iş potansiyelini daha da artıracak. Sektör temsilcileri de bu konuda hemfikirler. Uzmanlar organik hayvancılık ve organik gıda üretiminin geleceğinin çok parlak olacağını söylüyorlar. Evet, önümüzdeki dönemde büyük kentlerimizde organik et ve hayvansal gıda ürünleri popüler olacak. Bu alanda sayıları az da olsa faaliyet gösteren küçük ölçekli firmalar arasında yaşanan rekabet bunun ilk işaretleri.
Girişim uzmanı Nur Demirok, “Eğer bir keçi çiftliğini organik sertifikası desteğiyle kurarsanız, gelecekteki işiniz hazır. Birbirini destekleyen tüm projeler ‘organik keçi eti satan kasaplar’a kadar gidebilir. Hatta büyük marketlerde tüm etlerden daha pahalıya satılan organik keçi eti çeşitlerinin görülmesi hiç de uzak olmayan bir ihtimal” diyor. Yetiştiricilikten et ya da süt işleme tesislerine kadar hemen her şey yapmanız mümkün” diyor. Organik hayvancılık tabii ki keçi üretimiyle sınırlı değil. Organik çipura, levrek çiftliği ya da alabalık çiftliği kurabilirsiniz. Bunların yanı sıra arıcılık yapabilir, besi çiftlikleri kurabilirsiniz. İşte bu ve benzeri alanlarda yatırım planlarınız varsa, devlet desteklerinden yararlanmayı ihmal etmeyin. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Organik Tarım Destekleme Programı” kapsamında verilen hibelerden yararlanabilirsiniz…

Organik Tarım Destekleme Programı Başvurular il veya ilçe Tarım Müdürlüklerine yapılıyor

Organik Tarım Destekleme Programı kapsamında organik hayvancılık destekleniyor. Programdan yararlanmak isteyenlerin ilçe ya da il tarım müdürlüklerine başvurması gerekiyor. Söz konusu programla insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyecek şekilde tarımsal üretim yapan, doğal kaynakları koruyan, sürdürülebilir, izlenebilir ve gıda güvenliği sağlamaya yönelik organik tarım yapan çiftçiler desteklenecek.

Başvuruda bulunan çiftçilerin, kimlik, arazi ve ürün bilgileriyle, tarımsal desteklemelere ilişkin bilgilerin de kayıt altına alındığı bir veritabanı olan “Çiftçi Kayıt Sistemi”ne üye olması şart. Ayrıca Organik Tarım Bilgi Sistemine (OT-BİS) de üye olmaları gerekiyor.

Organik üretim yapacak çiftçinin öncelikle üretimi yapacağı arazisini geleneksel üretim yapılan bölgelerden, işlek anayollardan, ağır sanayi tesislerinden, maden işletmelerinden, kentsel atıkların toplu olarak bırakıldığı alanlardan, kirletici atıklar içeren akarsu ve yeraltı sularından etkilenmeyecek bir mesafede konumlandırması gerekiyor. Ardından kontrol ve sertifikasyon kuruluşuna başvurması lazım. Ardından organik tarım üretiminin her aşaması kontrol ve sertifikasyon kuruluşları tarafından kontrol ediliyor.

Organik Hayvancılık Destekleri 2013
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Fikir Sayfam - All Rights Reserved
Template Modify by Creating Website
Proudly powered by Blogger